Insan Haklari Tarihi

Çiviyazilari Yayincilik, Birinci Basim: Mayis 1996

"Insan haklari mücadelesi siniflarin, dolayisiyla devletin ortaya çiktigi dönemlere kadar geriye gidiyor. Elinizdeki kitapta açikça ortaya kondugu gibi TC’nin mirasina kondugu geçmis, insan haklari alaninin görece de olsa genislemesini engellemistir. Erol Anar’in bu eserde ortaya koydugu gibi ‘kutsal devlet’ gelenegi, ciddi bir asinmaya ugramadan bu günlere tasinmistir. Elinizdeki kitap bir baska açidan da önemlidir. Burada toplumsal sürecin nasil çok yönlü belirleyiciliklerin diyaektik bir bütünü oldugu ortaya konuyor. Böyle bir eseri ortaya koydugu için yazari içtenlikle kutluyorum."

Akademisyen-Yazar Fikret Baskaya

"Bu kitap, insan haklari savunucularinin yalniz olmadiklarini bilerek güçlenmelerine ve bugün hatta yarin zafere ulasilmazsa bile, bunun nedeninin insan haklarinin uzun yillardir, hatta yüzyillardir pek çok insanin katilimiyla süren uzun soluklu bir mücadele oldugunu fark etmelerine yardim edecektir. Ben disaridan konusan biriyim. Ancak Türkiye’de insan haklari için çalisan herkese güvenle söyleyecegim sey sudur: Dünyanin 150 ülkesinde 4500 grubuyla çalisan 1 milyondan fazla Uluslararasi Af Örgütü üyesinin düsünceleri onlarla birliktedir."

Jonathan Sugden

Jonathan Sugden/ Uluslararasi Af Örgütü Türkiye Masasi Sefi

Türkiye insan haklari tarihi tüm yönleriyle elbette bir kitap boyutuna sigmaz. Ama bu beni engellemedi, aksine motive etti. Konusunda ilk olan mütevazi ve katkiya açik bir çalismadir. Eric J. Hobsbawm, "Devrim Çagi: 1789-1848" adli yapitinda söyle diyor: "Tarih, bozulmadan ipliklerini ayirmaya olanak vermeyen bir dokuya sahiptir; ama pratik nedenlerle hiç olmazsa belli bir ölçüde konuyu bölümlere ayirmak gereklidir."

Bu kitap, dünya ya da Türkiye tarihini degill; dünya ve Türkiye tarihinin insan haklari açisindan kilometre taslarini olusturan devrim dönemlerinin degerlendirmesini içeriyor.

(Arka Kapak)

 

Krallar ve Soytarilar

Yurt Kitap Yayin, Birinci Basim: Haziran 1996

Soytarinin yüzü yoktur, tipki vampirler gibi o da kendisini aynada göremez. Soytarinin aynasi Kral’dir. Soytari, Kral’in içindeki Kral’in disa vurumudur. Soytari, dans eden Kral’dir. Soytari, Kral için herkesten degerli ve degersizdir. Degerliligi, Kral’in sürekli egosunu oksamasindan degil, ona herkesten farkli yaklasabilmesinden ve ettigi ince hakaretlerden kaynaklanir. Degersizligi ise herkesin yaptigi hareketleri, yani dalkavukluklari profesyonel olarak tekrar etmesinden dolayidir.

(Arka kapak)

 

Kapilar Merdivenler Maskeler

Aral Yayinlari, Agustos 1996

Kapilar... Yürek kapilari. Açilmadiginda, anlamsiz bir yasam sürersin. Yürek kapilarini açman, yasamin gizini çözmenin ve yasaminin anlamlanmasinin baslangicidir. Yürek kapilarinin arkasindaki sorular, duygular insanca Belki çok zor duruyorsun merdiveninin üzerinde. Habire yeni basamaklar eklemeye çalisirken, her an da düsme korkusuyla dengeni yitiriyorsun. Unutma, her yükselis, bir o kadar da inilmesi olasi mesafe demektir. Düsüsün de aklinin alamayacagi kadar hizli olabilir.

Merdivenler... Baskalarini basamak olarak kullanmak istiyorsun çogu zaman. Oysa baskalarinin üzerinde yükselmeyi degil, kendi üzerinde yükselmeyi düsünmelisin. Bu yükselme, baskalarindan üste çikmanin ya da bir üstünlügün araci degil, kendini yeniden asma ve yenmenin üste çikan hareketi olmalidir.

Yüzleri kayboluyor hizla insanlarin, bir süre sonra ise maskelere mahkûm oluyorlar. Çünkü maskelerini çikardiklari an, aci gerçekle karsilasiyorlar: Yüzleri yok olmustur. Yüzleri olmayan maskeli insanlar duyarsizligin, erdemsizligin çukurunda sessizce ve iz birakmadan kaybolmaya mahkûmdurlar. Onlarin sonu budur ve hiçbir güç onlari kurtaramaz. Çünkü onlar kendileri bilinçsiz ya da bilinçli bu rolü tercih etmislerdir. Gerçek maskesiz ve çiplaktir. Gerçek, somuttur. Her kimlik bir maskedir ve insan maskeli hayvandir. Ondan baska hiçbir hayvan maske kullanmaz ve oldugu gibi dogal davranir.

Haydi bütün maskeleri çikar, önce kendinden baslayarak...

(Arka Kapak)

Baskisi tükendi.

Asklar ve Yalnizliklar

Öteki Yayinevi, Birinci Basim: Haziran 1998

Deneme

Hiçbir seyi olmayan, ama her seye sahip -iyilesmez ve iflah olmaz- hasta bir homeless gibi oturdugun sokakta yasamayi, yalnizligimla siradan ama yalnizligimla siradani öldürerek, sokagin kalabaligini derin yalnizligimla yenmeyi; vakur, naif ve asla uslanmaz, tunçtan, yoksul ve kibirli ve en insan yanimla kentin canina okumayi isterdim.

Pompei’nin son günlerinde, herkes korkuyla birbirine sarilmis, gökten yagan ölümden kaçmaya çalisirken -yerde yatan yüzlerce ölüye hiç bakmadan- çilgin bir telasla seni sag kalanlar arasinda aramayi isterdim.

(Arka Kapak)

 

Düsünce Özgürlügü

Aral Yayinlari, Birinci Basim: Aralik 1996

Düsünceyi ifade özgürlügü ne bir yasa uygulamasiyla, ne de diger araçlarla engellenebilir. Ancak bazi düsüncelerin "suç" oldugu öne sürülerek ceza yaptirimi ile düsünce özgürlügü ortadan kaldirilmaya çalisilir. Tüm bunlara karsin sonuçlarini göze alabilen herkes, düsüncesini ifade özgürlügünü çesitli biçimlerde ortaya koyabilir. Baski yöntemleri düsünce ifade edildikten sonra devreye girer. Buna karsin düsüncenin ifade edilmesi engellenemez.

Düsüncelerini özgür iradeleriyle ortaya koyan ve bedel ödeyen insanlari tarih hakli çikarmistir. Tarih ayni zamanda düsüncenin bedel ödenerek özgürleseceginin de tanigidir. Türkiye’de düsünce, insanlar ifade özgürlüklerini kullandiklari ve bedel ödemeye hazir olduklarinda özgürlesecektir. Ve bir gün Türkiye’de de gerçek özgürlük elde edilecektir.

(Arka Kapak)

Baskisi tükendi.

 

Yarali Bir Yüregin Güncesi

Aral Yayinlari, Birinci Basim: Ekim 1996

Bu kitabi yazma serüvenim dogal bir süreç sonunda basladi. Yazma istemim bir tür kendimi tanima, kendimle hesaplasma itkisinden kaynaklaniyordu. Çagrim kendisini tanimak ve kendisiyle hesaplasmak isteyen herkesedir. Her insan yasami tek basina okunmaya deger ve kendi özgünlügünü içinde tasiyan büyük bir öyküdür.

Her yürek yaralidir ve bu hiçbir zaman kapanmayan, iyilesmeyen bir yaradir. Çabam yaralarimin iyilesmesine yönelik degil, aksine taze tutulmasina dönüktür. Ve bir hesaplasma istiyorum: Dürüst, önyargisiz ve süregen. Kendimle, toplumla ve sistemle hesaplasmak istiyorum. Özgürlesmek istiyorum, disedis mücadeleyle kazanilmis gerçek bir özgürlük, bir yanilsama degil.

Her yasam bir hesaplasmadir, ancak çogu kez yarim kalan ve sonuçlanmayan bir hesaplasma. Kendimle, toplumla ve sistemle olan hesaplasmami yarim birakmak istemiyorum. Dürüst ve çirilçiplak bir hesaplasma istiyorum.

Hitap ettigim kisi "sen"sin. Bu kitap da sana yazildi. Ama "sen" ayni zamanda "ben"im. Busgaclia’nin dedigi gibi hepimiz havuza atilmis taslariz ve dalgalarimiz yolunda ne varsa kapsayarak yayiliyor. İçimdeki havuza bir tas attim. Bu bir arayisti ve kendime yolculugum o anda basladi. Halen dalgalarin üzerindeyim ve gidiyorum kendi derinliklerime dogru. Kendimle karsilasmak istiyorum.

Haydi sen de içindeki havuza bir tas at! Ve hirçin dalgalarin üzerinde yüreginin gemisiyle, kendi derinliklerinde kendine dogru bir yolculuk yap.

Eksik bir güncedir bu, öyle olmak zorundadir da. Bunu ancak sen tamamlayabilirsin.

Unutma, yarali bir yüregin güncesidir bu.

Ve unutma herkesin yüregi yaralidir...

(Arka Kapak)

Baskisi tükendi.

 

Öte Kiyida Yasayanlar (Azinliklar Yerli Halkar ve Türkiye)

Belge Uluslararasi Yayincilik, Birinci basim: Ocak 1997

Beyaz adam ülkesine geldiginde Kizilderililer, ona öteki olarak davranmadi ve dostça davrandi. Ancak bir süre sonra, güç dengesi degistiginde Kizilderililer öteki oldular. Kendi topraklarinda ötekilestirildiler.

Öteki, Brezilya’nin yagmur ormanlarinda yasarken, Dünya Bankasi’nin istegiyle ormanlari yok edilen ve daha sonra katliama ugrayan, gözyaslari yagmura karisan genç bir Amazon Yerlisi Yanomami erkegidir.

Öteki, köyü yakilarak sürgün edilen ve sirtinda agir bir hüzünle Mersin varoslarina göç eden bir Kürt kadini, Halepçe’de üzerine ölüm yagan Kürt kizidir.

Öteki, Grozni’de Çeçen, Quebec’te Kizilderili, New York’un varoslarinda bir siyah çocuktur.

Öteki, Ruanda’da ölümün en acimasiz yüzünü tanimis bir Hutu ve Tutsi kadindir.

Öteki, İstanbul’da geçmisin acilarini koynunda tasiyan yasli bir Ermeni kadin, İzmir’de karsi kiyidan dalgalarin getirerek kumsala firlattigi hüzünleri toplayan bir Rum delikanlidir.

Öteki, Meksika’da Zapatista, İskeçe’de Türk, Sivas’ta bir Alevidir.

Öteki, Bosna’da oyuncagi kanla yikanmis bir kiz çocugu, Gazze’de Filistinli bir küçük generaldir.

Öteki, Mardin’de Süryani, Irak’ta Bahai ve Yezididir.

Öteki, soykirimlarin seçilmis kurbanidir.

Öteki, sensin.

Öteki, benim.

Öteki, biziz.

(Arka Kapak)

 

Asklar ve Kuslar Azalirken

Ütopya Yayinevi, İkinci Basim: Subat 1999

Sen gittin, sonra yagmur geldi, yagmurlar... Kolera günlerinde yasanmis; ancak derinligini bulamamis bir askti bu. Sen gittin, kuslar da. Asksiz ve kussuz yarali, yasli bir kent biraktin geride. Kentin soluk isiklari gölün üzerine yansimiyordu. Kent, isiklarina söz geçiremiyordu.

Artik gittikçe anlamsizlasan bu kentte, her köse basinda seninle çarpisan, kent kadar yarali bir gezgindim. Kent her zaman bu mevsimde oldugu gibi sisliydi. Bir askin terk edilen öznesi gibi sararmis, yarali ve umursamazdi.

Çoktan yitirmisti kent rengini, asklar ve kuslarsa derinligini. Kent, yiten asklari ve kuslar için yas tutuyordu. Nice asklar eskitmis yarali kenti terk ederken, asklarin ve kuslarin bizimle birlikte daha da azaldigini derinden hissettim.

Asklar ve kuslar azalirken, kent de bir seyler yitirmis ve yaralari derinlesmis gibiydi.

(Arka Kapak)

Insan Haklari (Küreselesme Postmodernizm Yeni Perspektifler)

Özgür Üniversite Kitapligi: 27, Birinci Basim: Kasim 1999

Insan haklari söylemi, sagdan sola, liberalinden kapitalistine hatta irkçi-fasistine kadar herkesin kendi penceresinden bakarak yorumladigi bir numarali argümana dönüstü. Peki ama insan haklari nedir? İnsan haklari bu kadar genis ve birbiriyle çelisen, çatisan düsünceleri kapsayacak kapasitede bir genislige sahip midir? Yoksa insan haklari retorigi, ideolojiler üstü bir kavram midir, ya da insan haklarinin kendisi mi bir ideolojidir? Küresellesme çerçevesinde insan haklari nereye oturtulabilir?

Bu ve benzeri sorular çogaltilabilir. Ancak insan haklari bütünseldir. Gerçek anlamda insan haklarini, tek tek bireylerin, gruplarin, toplumlarin ve uluslarin, son asamada tüm insanligin yasayabilmesi için insan haklarinin bütünsel anlamda kullanilabilecek sartlarin olusturulmasi gereklidir.

(Arka Kapak)